23 Aralık 2012 Pazar

Zaman Kapsülü...


Okuldaki felsefe öğretmenim geçen ders zaman kapsülü konusunu açtı. Türkiye Felsefe Kurumu bu yılın sonuna kadar gelecek 50 yılda neler olabileceğine dair bir yazı toplayacakmış. Zaman geçti sanırım ama yinede ben gelecek 50 yıla ait hissettiklerimi ve düşündüklerimi anlatmak istedim.
Aslında herkesin zamandan, gelecekten beklentileri ve umutları vardır. Benim de öyle tabi ki…
Gelecekte yapmış olmayı dilediğim olaylar gitmiş olmak istediğim mekanlar, tatmayı istediğim farklı duygular var.
Bununla birlikte gidişatından rahatsız olduğum durumlar ve sosyal olarak değişen yaşam türleri de merak uyandırıcı…
Açıkçası gelecekte torunlarımızın bizlere vereceği dünyayı tahmin edemiyorum. ( Ben 50 yıl sonra kaç yaşında oluyorum peki? 67,68 Aman tanrım! Kim bilir nasıl yaşlı, buruşuk ve çılgın bir büyükanne olurum!) Bu genç yaşımda bile gelişen teknolojiye ayak uyduramıyorum. Altın çağ dedikleri şey geldi çaldı kapıyı sanırım. İleride de bu çağın getirilerini kullanmayı bilenin müthiş işler başaracağı kesin. Peki, 50 yıl sonra neler olur ne icat edilip ne keşfedilir? Açıkçası bunları hayal edebilecek ne hayal gücüm ne de zekâm var ama çok büyük şeyler bekliyorum ‘torunlarımdan’!

67, 68 ime gelince ben nerede olmayı bekliyorum peki?Öncelikle sevdiğim ve emek verip çalıştığım mesleğimde başarılı bir kariyerle emekli olmak istiyorum. Sonrasında yeşilliğin eksik olmadığı bir çevrede mutlu ailemle birlikte yaşayıp kendi GDO suz ürünlerimi yetiştirmek istiyorum.

Geleceğe dair çocuklarımdan çok torunlarımın nasıl olacağı beni meraklandırıyor. Küçük bir kız torunuma dizi koleksiyonumu göstermek istiyorum. “vay be büyükanneme bak sen ne haltlar karıştırıyormuş” lafını duymalıyım ondan. 60’larında dinç bir kadın olarak hala bisiklete binebiliyor olmak istiyorum.

 Bir de dünyada en çok merak ettiğim yerleri gezmiş olmalıyım. Özellikle Hindistan Japonya Çin ‘Kore’ civarları…













Sonrasında sosyal ve ahlaki bakımdan güzel bir toplumda huzurla yaşama göç etmeliyim…
Gelecekten görüleceği üzre çok bir beklentim yok daha doğrusu bugünün şartlarına göre beni en mutlu edebilecek yaşam bu şekilde ama ilerde de böyle mi düşünürüm bilemem!
Çok uzattın sende vikik bir şeyler salla derseniz de hadi sallayayım o zaman…


Telefon mesela…
Şekil değiştirdikçe değiştiriyor ama ben telefonun 50 yıl sonrasında hala kullanılacağını tahmin etmiyorum. Bence ilerde düşündüklerimizi algılayıp biz dokunmadan işlev gören küçük çipler üretilebilir. Şu kişiyle konuşmak istiyoruz mesela. Düşünmek yeter, beyin sinyallerini kontrol ederek hoop istediğinle görüşürsün yada  x müziğini mi dinlemek istedin hoop o x müziğini dinliyorsun gibi…


Ulaşım…
 Bence biz iyiden iyiye havada gezeceğiz. Böylece kara yolu denilen olay sadece yürüyüş için kullanılacak. Hava araçlarının parkı için evlerin mimarileri değişecek ve sanırım biraz daha betonlaşacağız…

Dünyada yeni enerji kaynakları keşfedilecek…
Yeni elementler üretilecek. Yeni reaktif elementlerle çok büyük miktarda nükleer enerji elde edilecek. Ardından gelecek savaş aletlerini, kimyasal ve biyolojik silahları düşünemiyorum bile. O zamana kadar umarım birbirimizi yememiş oluruz.


Sanal ortamlar…
Günlük yaşam ve sanal yaşam aynı şey olacak yakında… Bence artık manav ve balık alışverişini bile internet üzerinden halledeceğiz ilerde. (artık ne için hareket ederiz bilemem oturduğumuz yerden yiyip yiyip şişicez…)

Sağlık…
Şu anki kanser ileride nezle gibi bir şey olacak. Estetik gelişecek. Kilo ve tüy problemi denilen bir şey olmayacak. Genetiği değişen birçok canlı etrafta cirit atacak. Ve şu ankinden daha şiddetli mikrop ve hastalıklar gelecekte bizi bekliyor olacak…


İyi salladım sanırım sonu iyi bağlayamayacağımın farkındayım ama bu yazımda buna da değinmeliyim…
Gelecekle ilgili umarım o zamana kadar globalleşme adı altında kendi ırkımızı yok saymayız. Geleneklerimize sırt çevirip kendi soyumuz için utanç kaynağı insanlar olmayız. Ülkemizi beğenmeyip şöyleyiz böyleyiz diyip söylenmektense Türklerin vatanı için bir şeyler yapmaya çalışırız. Umarım gelecek 50 yılda da Türkiye gelişmiş bir ülke olup barışın, bilimin, sevginin ve adaletin eksik olmadı bir yuva haline gelir.

1 yorum:

  1. ilk mimin hayırlı olsun mimlendin :)

    felsefe dersinde bunları mı konuşuyorsunuz eğlenceli olmalı, ben lisedeyken hiç sevmezdim felsefeyi ama şimdi bayılıyorum:)

    bir de şu kelime doğrulatmayı kaldırsan yorumlardan daha güzel olur:)

    YanıtlaSil