Okuldaki felsefe öğretmenim geçen ders zaman kapsülü konusunu açtı. Türkiye Felsefe Kurumu bu yılın sonuna kadar gelecek 50 yılda neler olabileceğine dair bir yazı toplayacakmış. Zaman geçti sanırım ama yinede ben gelecek 50 yıla ait hissettiklerimi ve düşündüklerimi anlatmak istedim.
Aslında herkesin zamandan, gelecekten beklentileri ve
umutları vardır. Benim de öyle tabi ki…
Gelecekte yapmış olmayı dilediğim olaylar gitmiş olmak istediğim mekanlar, tatmayı istediğim farklı duygular var.
Gelecekte yapmış olmayı dilediğim olaylar gitmiş olmak istediğim mekanlar, tatmayı istediğim farklı duygular var.
Bununla birlikte gidişatından rahatsız olduğum durumlar ve
sosyal olarak değişen yaşam türleri de merak uyandırıcı…
Açıkçası gelecekte torunlarımızın bizlere vereceği dünyayı tahmin
edemiyorum. ( Ben 50 yıl sonra kaç yaşında oluyorum peki? 67,68 Aman tanrım! Kim
bilir nasıl yaşlı, buruşuk ve çılgın bir büyükanne olurum!) Bu genç yaşımda
bile gelişen teknolojiye ayak uyduramıyorum. Altın çağ dedikleri şey geldi
çaldı kapıyı sanırım. İleride de bu çağın getirilerini kullanmayı bilenin
müthiş işler başaracağı kesin. Peki, 50 yıl sonra neler olur ne icat edilip ne
keşfedilir? Açıkçası bunları hayal edebilecek ne hayal gücüm ne de zekâm var
ama çok büyük şeyler bekliyorum ‘torunlarımdan’!
67, 68 ime gelince ben nerede olmayı bekliyorum peki?Öncelikle sevdiğim ve emek verip çalıştığım mesleğimde
başarılı bir kariyerle emekli olmak istiyorum. Sonrasında yeşilliğin eksik
olmadığı bir çevrede mutlu ailemle birlikte yaşayıp kendi GDO suz ürünlerimi yetiştirmek
istiyorum.
Geleceğe dair çocuklarımdan çok torunlarımın nasıl olacağı beni meraklandırıyor. Küçük bir kız torunuma dizi koleksiyonumu göstermek istiyorum. “vay be büyükanneme bak sen ne haltlar karıştırıyormuş” lafını duymalıyım ondan. 60’larında dinç bir kadın olarak hala bisiklete binebiliyor olmak istiyorum.
Geleceğe dair çocuklarımdan çok torunlarımın nasıl olacağı beni meraklandırıyor. Küçük bir kız torunuma dizi koleksiyonumu göstermek istiyorum. “vay be büyükanneme bak sen ne haltlar karıştırıyormuş” lafını duymalıyım ondan. 60’larında dinç bir kadın olarak hala bisiklete binebiliyor olmak istiyorum.
Bir de dünyada en çok merak ettiğim yerleri gezmiş olmalıyım. Özellikle Hindistan Japonya Çin ‘Kore’ civarları…
Sonrasında sosyal ve ahlaki bakımdan güzel bir toplumda huzurla
yaşama göç etmeliyim…
Gelecekten görüleceği üzre çok bir beklentim yok daha
doğrusu bugünün şartlarına göre beni en mutlu edebilecek yaşam bu şekilde ama
ilerde de böyle mi düşünürüm bilemem!
Telefon mesela…
Şekil değiştirdikçe değiştiriyor ama ben telefonun 50 yıl
sonrasında hala kullanılacağını tahmin etmiyorum. Bence ilerde düşündüklerimizi
algılayıp biz dokunmadan işlev gören küçük çipler üretilebilir. Şu kişiyle
konuşmak istiyoruz mesela. Düşünmek yeter, beyin sinyallerini kontrol ederek
hoop istediğinle görüşürsün yada x
müziğini mi dinlemek istedin hoop o x müziğini dinliyorsun gibi…
Ulaşım…
Bence biz iyiden
iyiye havada gezeceğiz. Böylece kara yolu denilen olay sadece yürüyüş için
kullanılacak. Hava araçlarının parkı için evlerin mimarileri değişecek ve
sanırım biraz daha betonlaşacağız…
Dünyada yeni enerji kaynakları keşfedilecek…
Yeni elementler üretilecek. Yeni reaktif elementlerle çok
büyük miktarda nükleer enerji elde edilecek. Ardından gelecek savaş aletlerini,
kimyasal ve biyolojik silahları düşünemiyorum bile. O zamana kadar umarım
birbirimizi yememiş oluruz.
Sanal ortamlar…
Günlük yaşam ve sanal yaşam aynı şey olacak yakında… Bence
artık manav ve balık alışverişini bile internet üzerinden halledeceğiz ilerde.
(artık ne için hareket ederiz bilemem oturduğumuz yerden yiyip yiyip şişicez…)
Sağlık…
Şu anki kanser ileride nezle gibi bir şey olacak. Estetik gelişecek.
Kilo ve tüy problemi denilen bir şey olmayacak. Genetiği değişen birçok canlı
etrafta cirit atacak. Ve şu ankinden daha şiddetli mikrop ve hastalıklar gelecekte
bizi bekliyor olacak…
İyi salladım sanırım sonu iyi bağlayamayacağımın farkındayım
ama bu yazımda buna da değinmeliyim…
Gelecekle ilgili umarım o zamana kadar globalleşme adı
altında kendi ırkımızı yok saymayız. Geleneklerimize sırt çevirip kendi soyumuz
için utanç kaynağı insanlar olmayız. Ülkemizi beğenmeyip şöyleyiz böyleyiz diyip
söylenmektense Türklerin vatanı için bir şeyler yapmaya çalışırız. Umarım
gelecek 50 yılda da Türkiye gelişmiş bir ülke olup barışın, bilimin, sevginin
ve adaletin eksik olmadı bir yuva haline gelir.














ilk mimin hayırlı olsun mimlendin :)
YanıtlaSilfelsefe dersinde bunları mı konuşuyorsunuz eğlenceli olmalı, ben lisedeyken hiç sevmezdim felsefeyi ama şimdi bayılıyorum:)
bir de şu kelime doğrulatmayı kaldırsan yorumlardan daha güzel olur:)